22 Eylül 2014 Pazartesi

Türküler Kavga Etmez

Bilenler bilir, bâde meclisinin (içki sofrası) tadı ancak dostlar ile çıkar. Rakının eşlik ettiği muhabbet, öyle herkesle yapılmaz. Rakının jargondaki adı âb-ı hayattır; yani hayat suyu demektir. Hayat suyunu içip keyfe geldiğin zaman o masada "âlemlerinde olsunlar" dediğinde bunun içki meclisini kutlama sözü olduğunu bilmeli herkes... Ara da verilir tabii, güzel bir çay içilir. Bâde meclisidir bu, bâde!

Böyle düşünen dostlarla ara ara yaptığımız bir keyfimiz var. Kumkapı, Samatya veya Beyoğlundaki meyhanelere gidip demlenmek. Geçtiğimiz cumartesi akşamı Kumkapı'ya gittik. Uzunca bir masa ayarladık kendimize. Mezelerimizi, yemeklerimizi içtik, rakımızı söyledik. Klasik iki parçamız var, artık sözleri güldürdüğünden olsa gerek, bütün akşam ara ara söyleyip durduk. Biri; içerisinde geçen "Bülbülüm geldi dile" sözlerinden ötürü Çile Bülbülüm, diğeri ise "Artık bülbül ötmüyor" ile Boş Çerçeve. Tabii ki bu sözlerle eğleniyoruz. Yeri de geliyor "Dünya gözümde Kerbela'dır" diye içleniyoruz. Böyle böyle giderken, bu mekana çok sık gittiğimiz için oldukça nazımızın geçtiği mekan sahibinden halay rica ettik. Fasıl grubu çaldı, biz hem söyledik hem de oynadık. Fasıl grubu masaları birer birer gezerken, bütün mekan eşlik ediyordu şarkılara. Böyle güzel bir gecenin sonuna doğru son isteğimiz çok sevdiğimiz bir türkü olan Elgajiye'yi söylemek oldu. Fasıl grubundan bir arkadaş sözlerini bildiğini söyleyerek bize jest yaptı. Hepbirlikte sözleri Kürtçe olan bu şarkıyı söylerken rakılar tokuştu. Düşünün, böylesi güzel bir ortam...

Fasıl grubu dip dibe olduğumuz masaya geçtiğinde bir sessizlik oldu. Birden "Ölürem Tükiyem" şarkısını söylemeye başladılar, gayet savaşa gider gibi. Biz birbirimize baktık, hattâ bende jeton bayağı geç düştü diyebilirim. Daha sonra da ne oldu tahmin edin, Onuncu Yıl Marşı söylemeye başladılar. "Türk" derken seslerini en yükseğe çıkararak. Karşılaştığım en gereksiz davranışlardan biriydi, Ahmet Kaya'nın başına gelenler geldi aklıma. (Yanlış anlaşılmasın, kesinlikle aynı durumda değildik) Bu taciz edici saldırgan davranışa cevap vermedik. Biz kavga etmedik, zira türküler kavga etmez. Orada o akşam Ege ezgileri, Karadeniz türküleri nasıl söyleyip hepberaber dinlediysek, Kürtçe türküyü de öyle söyledik. Bunlar zenginliktir; ama bu zenginliği anlayabilene! Akıl parayla olsa, bunlara satmazlar...


Elgajiye Dersim'de bir köyün adıdır. Müziğini paylaştığım bu türkünün sözlerinin çevirisini de paylaşayım da tam olsun:

Elqajiye Elgajiye / Elgazi, Elgazi
Wiy lemıne elqajiye / Ah Elgazi
Ererê mawa to zalıma / Kız anan zalimdir senin
Piyê to ra ez rajiyo / Babandan ise razıyım ben

Wiy lemıne derdo derdo / Ah dert dert
Derdê to zerê mı werdo / Derdin içimi yedi benim

Derd persena derdê yari / Dert sorarsan yâr derdidir
To se kena persê sari / Ne sorarsın elin derdini
Ererê mı vake bê şime / Kız dedim ki gel gidelim
To çaye dina ma re kerde tari / Neden dünyamızı kararttın


Wiy lemıne derdo derdo / Ah dert dert
Derdê to zerê mı werdo / Derdin içimi yedi benim




NOT: Bu yazdığımı belki sadece o akşam rakı masamızda olan dostlar anlayacaklar; ama olsun. Zira kendime anı olarak kalsın istiyorum, bunu unutmamak istiyorum:  KELAZ

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder