14 Şubat 2018 Çarşamba

Bade Sâbâ

https://www.youtube.com/watch?v=dt3afxE4kME

Mahsus Mahal


Ruhumun azap çektiği anlarda sığınırdım o ağaca,
Gözyaşlarımın en hakiki şahidiydi.
Ayağım varmıyor, dilim söylemiyor...
Gerçeği kabûl ettiğimden beri varamam artık o diyâra.
Zamanı varmış meğer, dolmuş vakit.
Gönlüm o ağacın yaprağına tâlip!
Ölen öldü,
Ölen yalnız ben'imdir!

12 Şubat 2018, Mahsus Mahal.

Xızır Ayı: Paylaşmak, Sevmek ve Barış

Xızır Ayı: Paylaşmak, Sevmek ve Barış


Cihan var olduğundan itibaren insanların bir dermân arayışı mevcuttur. İnanca veya kavime göre bu dermânın adı değişmiştir belki; ancak varlığına dair anlatımlar benzer şekilde ilerlemiştir. Kızılbaşlarda dermân olan Xızır ise Hzır / Xızır bunların ötesinde bir yere sahiptir. Elbetteki görünür mânâda Hızır/ Xızır darda olanın yardımına yetişen, onu çağıranın karşısına çıkan, bazen atlı bazen çıplak ayaklı, bazen kadın bazen erkek, bazen yaşlı bazen genç biridir. Bu noktada diğer inançlarla ortaklığı olmakla birlikte bâtında Hızır/ Xızır çok daha farklıdır.
Hızır yalnız bir “erkeğe” ve dahi “insana” sabitlenmeyecek kadar derin bir kavramdır. Bu sebeple Kızılbaş inancına göre Hızır/ Xızır bu anlatılarda olduğu gibi her daim bir insan olmak zorunda da değildir. İnsana yardım eden veya insanı iyiliğe, doğruluğa iten herhangi bir işaret odur. İnsanın nefsini yenmesine sebep olan, ucu bucağı olmayan sevgi odur. Hızır/ Xızır insanı paylaşmaya teşvik edendir. Bir elin verdiğini ötekinin görmemesidir. Bu yüzden Kızılbaşlar hem bir insanın Hızır/ Xızır olduğunu düşünürken hem de dönüp kendi içlerine bakarlar; “Ben kime Hızır olabildim?” diyerek. Kime sebep oldum, kimi güzelliğe çektim, kiminle paylaştım varımı diye sorgularlar kendi özlerini.
Yöreden yöreye belli değişiklikler gösterse de Hızır ayının bazı ritüelleri vardır. Bugün (13 Şubat) Alevilerin Hızır Orucu başladı. Kim darda kalırsa Hızır’ın ona yardım edeceğine inanan Aleviler “Yetiş ya Hızır” diyerek 3 gün oruç tutarlar; üçün mânâsı vardır. İnanışa göre; Hasan ile Hüseyin hastalanınca Muhammed, Fatma’ya 3 gün oruç tutmasını söyler. Üç akşam oruç açarken sırayla yoksul, esir, yetim gelip ondan yemek ister. Yemeklerini 3 gün başkasına verip oruçlarını su ile açan Fatma ile Ali’nin durumu Muhammed’e ayan olur. Bunun üzerine Muhammed gelip kızından yemek ister. Fatma evde yemek olmadığını bilerek mahcup mutfağa gider ve orada hazır bir sofra görür. Muhammed: “Ya Fatma, sizden yemeği isteyen de bu nimeti sunan da Hızır’dır” der.Bir söylenceye göre ise Kızılbaşlar, Xızır ile İlyas’ın buluşup yemek yemeden su içmeden 3 gün sohbete dalmalarından sonra 3 gün oruç tutmuşlardır. Bu anlatılardan başka anlatılar da olmakla birlikte bilinir ki Alevilikte 3 rakamı pek mühimdir. Bu bağlamda Xızır Ayı dönemi misafire Xızır gözüyle bakılır ve ona hizmet edilir. Oruç tutan bekârlar su içmezler ve orucun üçüncü günü gece rüyaya yatarak evlenecekleri kişinin veya onun ailesinden birinin elinden su içeceklerine inanırlar.
Diğer adetlerden biri ise her sabah eve su serpmektir örneğin. Hanenin temizlenmesi demek gönüllerin yıkanması, pak olmasıdır. Temizlenen nefis ile yapılan lokmalar özellikle Çarşamba gününden hazırlanır ve Perşembe akşamı o lokma evin bir bölümüne veya kapının önüne bırakılır. Sabah Hızır/ Xızır’ın o eve mihmân olup olmadığı bu şekilde kontrol edilir. Bu adeta evin küçükleri için heyecanla beklenen bir oyundur. Sabah lokmadan bir nişan aranır. Lokmadan alıp yediğini görmek gibi eğer lokmanın üzerine bir yaprak düşmüş ise o da Hızır’dır! Doğada var olan her şey odur…
2018 senesinde Hızır/ Xızır ayının her şeye rağmen bereketle geldiği inancındayım. Bir çiçek gibi açacak Hızır ve cihana barış getirecek bu sene.
Umut ile…

8 Şubat 2018 Perşembe

Bursa'da Gezilecek Yerler

Cumalıkızık Ocak 2018

Sosyal medya hesaplarımdan kısa süre önce haftasonu nereye gidilir diye yaptığım ankette
iki seçenek vardı:
Edirne ve Bursa.



Twitter’da Edirne, Instagram’da ise Bursa galip geldi. Ben Edirne’yi çok severim, her sene
gitmek isterim oraya. Bu bana ablamdan kalma bir alışkanlık oldu. Bursa’da da
bulundum daha önce; ama hiç gezmedim açıkçası. Annem, yengem ve kuzenim ile düştük
yola, Bursa’da da bir dostumuz var!


O meşhur Osman Gazi Köprüsü’nden geçmiş bulunarak geldik Bursa’ya epey kısa sürede.
Evet zaman olarak köprüyü kullanmak mantıklı; ancak cebinizde paranız varsa(!)

İlk işimiz kahvaltı için Cumalıkızık Köyü’ne gitmek oldu. Burası gerçekten çok güzel bir köy,
evleri, sokakları… Hayran kaldım buraya. Her yerde de kahvaltı evleri var. Biraz dolanıp
karar verelim dedik; ama hepsi de birbirine benziyor. Bir ayırıcı nokta bulmaya çalıştık.
Kapısından geçtiğimiz bir mekânda genç bir kadın şu cümle ile beni fethetti: “Yerde
kahvaltı ve sobalı oda”. Belki de oradaki tüm kahvaltıcılarda soba ve yerde kahvaltı vardır,
bilmiyorum; lâkin bunu ilk o kadın söyledi! Biz de girdik içeri.



Asmalı Konak Kahvaltı Evi’nde, yerde oturarak, sobada ekmek kızartarak güzel bir kahvaltı
ettik. 5 kişilik serpme kahvaltı 125 TL idi. Oranın yerlisi olan arkadaşımız daha iyi
olduğunu söylediği bir yerden bahsetti; ama maalesef adını anımsamıyorum. Neyse ki ben
kahvaltıdan memnundum. Eski evlerde, odacıklarda, avlularda geçen hayatları düşlemek
için idealdi! Oradan çıkınca Cumalıkızık Etnoğrafya Müzesi’ne de uğradık ve doğru Uludağ’a
ilerledik.


Teleferiğin yakınlarına arabayı park edip sıraya girdik. Teleferik aktarmalı bir şekilde
Uludağ’ın zirvesine kadar gidiyor. Yolculuk toplamda ne kadar sürüyor bilmiyorum; ama
yanılmıyorsam her aktarmaya gelene kadar 20 dakika geçirmiştik. Bir aktarma yerinde sizi
mecburen çarşıda dolaştırıyorlar ki alışveriş yapasınız. Yapmak isteyenlere güzel dükkânlar
yok değil tabii. Uludağ’a geldiğimizde ise karların beyazından gözümü açamadım bir süre.
Ne güzeldi orası öyle… Şansımıza sis de vardı. 


Biz teleferikte Bursa’yı olduğu gibi göremedik belki; lâkin dağın sisli hali de oldukça çekiciydi. Beceren Cafe’ye götürdü arkadaşımız bizi. Sıcak şarabı meşhurmuş. Daha önce iki kere deneyip ikisinde de sevmedim sıcak şarabı; ama masada yanımızda oturan çift de sıcak şarabı önerince en kötü içemezsem kuzenime veririm diyerek sipariş ettim. Beş kadına beş sıcak şarap; lezizdi!
Sanırım orada pek çok kadeh sıcak şarap içebilirdim. Hepimiz çok beğendik ve tadı
damağımızda kalarak şehre inmek üzere teleferiğe geçtik.


Burada Bedesten Çarşısı ve Koza Hanını turladık. İnsan her şeyi almak istiyor böyle
yerlerde. Koza Handaki meydanda oturup saatlerce arkadaşlarımla sohbet edebilir, kitap
okuyup kahve içebilirdim. Burası esasen bana çok uygun bir yerdi. Ancak bizim meşhur
İskenderi yeme vaktimiz gelmişti!


1867’den beri var olan ve “gerçek” İskenderci olan iskendirci restoranına gittik. Kapıda
tabii ki kuyruk vardı. Yanılmıyorsam 30-40 dakika bekledik; ama beklemeye bu kadar mı
değer… Başka yerde İskender yemek isteyeceğimi sanmıyorum. O eski, küçük dükkanda
mest olduk hepimiz. Tabii bu restoranın şöyle bir özelliği var; kesinlikle oturamıyorsun.
Çünkü sırada o kadar insanın içeri girmek istediğini düşününce keyifle bir de çay içeyim
diyemiyorsun; ama orası bence bunların hepsine değer.


Kalkıp oradan Tophane denilen bölgeye yürüdük. Osman ve Orhan Gazi Türbelerini gördük,
oranın dış kısmı Bursa’yı ayaklarının altına alıyor. Bursa’da yüksek bina pek yoktu. Genelde
bina boyları hep aynı ya da en azından İstanbul kadar düzensiz değil. Bu manzaradan sonra
bir çayı hak ettik; Gümüşlü Kahve’ye kahve içme niyetiyle girip çay içtik. Günü burada
sonlandırdık. Eksikleriyle hepsi size gezi tavsiyem olsun!

8 Ocak 2018 Pazartesi

Hacıbektaş’ta Gezilecek Yerler – “Çilehane”

Çilehane, Hacı Bektaş Veli’nin Nevşehir Hacıbektaş’ta zamanını geçirdiği, arındığı yerlerden biri olarak bilinir. Buraya gelmek merkezden arabayla 10 dakika bile sürmüyor. İçeride ziyaret edilecek pek çok yer var:

Deliklitaş
delikli

Çilehane’nin en yoğun olan yeri Deliklitaş’tır diyebiliriz; zira bu taş esasında mağaradır ve taşın içerisine giren insanlar delik olan kısmından üç kere geçmeye çalışırlar. İnanışa göre, delikten rahat bir şekilde tüm vücudunu geçirenler temiz yüreklidir, günahsızdır. Delikten geçerken zorlananlar ise iyi niyet sahibi değildirler. Bu sebeple Çilehane’ye gelen hemen herkes mağaraya girip delikten geçmeye çalışır, geçebilenler ise tebrik edelir.

Âşık Mahzuni Şerif Mezarı
mz

Ünlü halk ozanı Âşık Mahzuni Şerif’nin mezarı da burada ve heykeli ile beraber ziyaretçilerini karşılaşmakta. Ocak 2016’da gittiğim için fotoğraf biraz “karlı”.

Hacı Bektaş Veli Heykeli
Hem Hacıbektaş merkezinde hem de Çilehane’de Hünkar’ın heykeli mevcut.

Semah Dönenler
Alevi-Bektaşilerin ibadeti olan semahı simgeleyen 4 kişilik bir heykel buradadır.
sc
“Hakk için ola, seyir için olmaya”

Ozanlar Yolu
ozan

Ozanları karşılamaya bu yola girerek başlıyoruz. Yedi Ulu Ozan denilen yerde Aleviler için çok önemli yere sahip olan ve Alevi-Bektaşi öğretisinin anlatılmasında/ aktarılmasında büyük rol oynayan yedi halk ozanının heykeli vardır. Ulu ozanlar:

ozanka

Fuzûlî: “Benden Mecnun’dan çok aşıklık yeteneği var/ Gerçek aşık benim, Mecnun’un ancak adı var”
ozz

Aşık Veysel
Değerli halk ozanı Âşık Veysel’in de Çilehane’de heykeli vardır.

2 Temmuz Anıtı
2 Temmuz 1993’te Sivas Madımak’ta katliama uğrayan Canları anmak adına Çilehane’de bir heykel var, iki Can, ellerinde bağlama ile…
sm

Yunus Emre
yns

Alevi-Bektaşi inanç önderi, derviş Yunus Emre de Çilehane’dedir. Hacı Bektaş-ı Veli, kendisinden buğday isteyen Yunus Emre’ye şu cevabı vermiştir ve Yunus’un Aşk’a gelmesine sebep olmuştur:
“Buğday istersen veririm. İstersen sana nefes vereyim.”


Hacıbektaş’ta Gezilecek Yerler – Didar Ana

Nevşehir Hacıbektaş’ta gezilecek yerler listelerinden yer almayan bir isim Didar Ana, Didar Sultan, Didar Bacı. Oraya gittiğim iki seferde de kimse bahsetmedi Didar Ana’dan. YOL’daşım Aylin Arslan, Hünkâr ziyareti esnasında gönderdi aşağıdaki fotoğrafı, “Didar Ana’dayım” diyerek ve böylece haberdâr oldum ondan. Hacı Bektaş-i Veli, Kadıncık Ana için “Eşim değil, eşitimdir” demişken, kadın-erkek kimseyi kayırmamışken; insanlar kadın evliyaları nasıl böyle görmezden gelebiliyorlar?

Fotoğraf: Aylin Arslan, 2016Fotoğraf: Aylin Arslan, 2016
Vazifemizi yerine getirelim ve Didar Ana’yı tanıyalım, ziyaret edelim: 1923 yılında Sivas’ın Zara ilçesine bağlı Zeyve (İki Değirmen) köyünde doğan Didar Ana’nın Türbesi’nde şöyle yazıyor: “Ağa ile Gülçiçek’ten doğma; mücerret; batınî âlemde ‘Ehl-i Beyt’in Kur’an ilmi’ ile nasipli; ‘Hakk Muhammed Ali – Pir Hünkâr Hacı Bektaş Veli’ yolunda bir ALLAH DOSTU.”

Yine türbesinde ibadet ve sohbetlerinde şu öğütleri verdiği yazıyor:
  • Her şeyin başı Allah: Her işe “Bismillah Destur” diyerek başla. Dünya dua üstüne kurulu. Özelikle seher vaktinde dilek kapıları açık iken dua et. Allah’a sıdk ile (gönülden) bağlan. O, yalvaranın Tanrısı’dır.
  • Fen kerameti geçecek. Oku, çalıs, ilim yap; ilim yapmak ve doğru çalısmak da ibadettir.
  • Kul hakkı yeme. Helal kazan. Ölçüye/ tartıya hile katma. Kul hakkı ile Divan’a gitme; affı yoktur. Devlet malında tüyü bitmedik yetim hakkı var; yiyen iflak olmaz!
  • Dosdoğru ol. Yalan, iftira ve dedikodudan sakın. Duymadığını duydum, görmediğini gördüm deme. Kapı dinleme. Kimseye iftira atma ve ah alma.
  • Gönül Kâbe’dir; yıkma. Herkesi sev, say; gönül kazan. Kişinin ayıbını yüzüne vurma.
  • Cömert ol. Yetim başı okşa. Yolda ve darda kalanlara yardım et; ama “ettim” deme. Cennetin kapısını cömertler açar, unutma!
  • Ana, baba ve komşu hakkı önemli. Onları kırma. İyi geçin. Dualarını almaya çalış
  • Bir şeye ne çok sevin ne de çok üzül. Bir anda her şeyi var eden de yok eden de Allah’tır. Bir işin önüne değil, sonuna bak. Ölüm var, unutma.
  • Alçakgönüllü ol. Kibirlenme, kibir imânın düşmanıdır. Toprak gibi (turâb) ol.
  • Nefsine sahip ol. Eline, diline, beline sahip ol. Aşırı yeme-içme ve içkiden sakın. Kimseyi çekememezlik etme.
  • Musahiplik ve kirvelik önemli; ama… Bu “dünya-ahret kardeşliğine” “tek can” olabilecekseniz girin.
  • Ehl-i Beyt yolundan ayrılma. Peygamber ve Ehl-i Beyt’ini örnek al. Onlarsız ibadet nafiledir. Her zaman Hakk’ın, haklının ve mazlumun yanında yer al. Kerbelâ’yı hatırla.
  • Allah’a şükret. Allah’a şükrünü eksik etme. Hakkında hayırlısını dile. Sabırlı ol; sabırdan selâmet, selâmetten rahmet doğar.
  • Allah’a güven. Doğrunun yardımcısı ve sahipsizin sahibi Allah’tır; O’na sığın. Her işte bir hayır vardır; bir kapı kapanırsa bir başka kapo açılır; umudunu kesme…Türbesinde yazana göre 10 Kasım 1968’de Didar Ana Hakk’a yürümüştür:
  • “Ankara’da iken, 7 Kasım’da, yakın çevresine, 10 Kasım’da Hacıbektaş’a gitmek üzere hazırlık yapmalarını söyledi. Dokuz Kasım gece yarısı yaşanan ‘gönül kışı’na çağırıldıklarından habersiz olan sevenleriyle birlikte, üç gün önceden planladığı yolculukta, 10 Kasım 1968’de PİR’e geldi ve bir makam da ÇİLEHANE’de kurdu. Gönüllerin DİDAR’ı…”
Çilehane‘de bulunan türbeye gelen ziyaretçiler, Didar Ana’nın üstünde kum eleyip üste kalan iri taşların sayısına göre dilek tutar. Eğer ki çift gelirse dileklerin kabul olacağı düşünülür. Dileğiniz kabul ola!
YOL’daşım Aylin Arslan’a hürmet ile…

Güncelleme: 3 Eylül 2016

Adını duymadığım için sitem ettiğim Didar Ana‘yı da ziyaret etmek nasip oldu. İlginç bir ritüel vardı orada. Aşağıdaki fotoğrafta gördüğünüz gibi Ana’nın mezarı üzerinde insanlar toprak eliyorlar. Bunun sebebini bilmiyorum; ama bu elenen toprağı biraz suya karıştırıp içiyorlarmış ki özellikle gece uyurken korkanlar, uyku problemi çekenlere iyi geliyormuş. Tıklayın

Ayrıca bakınız: eylul’s space

“Burası aşıkların kabêsidir, eksik gelen tamam olur.”

29 Aralık 2017 Cuma

Çağrı


Ağustos 2017 📌 
Darda olanı dermânsız bırakmaz Hace Bektaş.
Garibin gönlünü bilir,
Âşığı gözünden tanır, yoldaş olur ona.
Buğday isteyene nefesi can verir,
Sevgi isteyene sevdâ olur bir sözü.
Ya Hünkâr!
Destur ver, gelelim diyârına.
Yüz sürelim, niyâz edelim... 
Bil ki eksik gelirim; lâkin darına durarım her dem.
Sen tamam Pîr'im!