16 Eylül 2017 Cumartesi

Aşûre Gününün Mânâsı / Aşûre Nasıl Yapılır?

2017 Alevi Takvimine göre Mâsûm-u Pâklar, Fatma Ana ve Oniki İmam/ Muharrem Orucu sonrasında gelen Aşûre günü 3 Ekime tekâbül ediyor.

Alevilerin Yas zamanları başlar. Bu süreçte sade kıyafetler giyilir, bıçak ile hiçbir şey kesilmez, canlı/ canlıya dönüşebilecek gıdalar yenilmez, soğan-sarımsak yenilmez, vücudun ihtiyacını giderecek kadar sıvı içilir; ancak su içilmez, cinsel ilişkiye girilmez, eğlence yapılmaz ve en önemlisi gönül kırılmaz. Yasın son günü olan 14 Ekim’de, Canlar aşûreyi pişiriler ve dağıtırlar. Oruç ise aşûre ile açılır.

Matem Yası bitiminde pişirilen Aşûre, tatlı bir çorbadır. Aşûre 10. demektir; Hz. Hüseyin 10. gün katledilmiştir. Tufandan kurtulan insanlar Nuh Peygamber’in gemisinde var olan erzaklarla kendilerine pişirdikleri yemeğe daha sonra aşûre denmiştir, köken buradan gelmektedir. Buğday, fındık, ceviz veya meyvelerden oluşan 12 değişik üründen yapılır. Aşûre çorbasının tatlı olmasının nedeni Kerbela katliamında Hz. Hüseyin ve Sülâfe/ Şah-ı Zenân’in oğlu Zeynel Âbidîn’in sağ kurtulmuş olmasıdır.
Aşûre’de Bulunması Gereken Malzemeler:

Nuran Çelik Ataş'ın mutfağı: Anatolia Ev Yemekleri
Nuran Çelik Ataş’ın mutfağı: Anatolia Ev Yemekleri

1. Aşûre buğdayı
2. Kuş üzümü
3. İncir
4.Ceviz
5. Fındık
6. Dolmalık fıstık
7. Yer fıstığı
8. Kuru kayısı
9. Dut
10. Kuru üzüm
11. Kuru erik
12. Toz şeker

Aşûre Nasıl Yapılır?
Aşûre buğdayı ayıklanır, su duru akana kadar yıkanır. Akşamdan üzerini bir karış geçecek kadar su konur. Bir taşım kaynatılıp altı söndürülür. (Bu işlem, buğdayın çabuk pişmesine yardımcı olur.)
Sabah aşûre buğdayı pişirilmek üzere ocağa konur. Kayısı, dut, kuş üzümü, incir yıkanır, küçük küpler halinde doğranır ve çorbaya ilave edilir. Akşamdan suda bekletilen kuru üzüm yıkanıp ilave edilir. Arzu edilirse haşlanmış nohut ve kuru fasulye ilave edilebilinir.  Pişirilmeye devam edilir.
Aşûrelik buğday piştikten sonra şeker ilave edilip bir taşım kaynatılır. Aşûrenin üzerini süslemek üzere arzu edilen kuru yemişler birazı ayırılıp diğerleri aşûreye ilave edilir ve altı kapatılır. Kalan kuru yemiş ile üzeri süslenip dağıtılır.

Bereketli olsun!

Nuran Çelik Ataş'ın mutfağından aşûre: Anatolia Ev Yemekleri
Nuran Çelik Ataş’ın mutfağından aşûre: Anatolia Ev Yemekleri

Aşûre çorbası öldürülen mâsûmların ruhlarına gitmesi için yapılır. Değerlerin, YOL’a bağlılığın sembolüdür. İçinde on iki çeşit besin olması Canların birliğini beraberliğini temsil eder. Aynı zamanda aşûrenin dağıtılması, paylaşımcı olmak gerektiğini de gösterir. Hak lokmaları kabul etsin, cümlemize bu güzel hislerle barış nasip etsin. Bu sene arzumuz budur.

Lokmalarımız dertlere deva ola. Nur-u Nebi, Kerem-i Ali, Pirimiz Hünkâr Hacı Bektâş Veli demine Hû.

Oniki İmam – Muharrem Orucu Nedir & Nasıl Tutulur?

“Bin kere mazlum olsan da bir kere zalim olma!”

21 Eylül 2017 Oniki İmamlar veya bilinen adıyla Muharrem Orucu’nun başlangıcıdır. Aleviler Mâsûm-u Pâklar ve Fatma Ana Orucundan sonra bu 12 günlük dönemde Kerbela‘da katledilen Hüseyin ve yoldaşlarının yasını tutarlar ve bunun için tutukları yas orucunda işleyiş şöyledir:
  • 00.00’dan sonra yemek yenmez
  • Sahur yoktur; diğer gün güneş batana kadar oruç açılmaz
  • Et yenilmez (Canlı/ canlıya dönüşebilecek olan gıdalar yenmez)
  • Soğan-sarımsak yenmez
  • Bünyenin ihtiyacını karşılayacak kadar sıvı tüketilir (çay, ayran vs.) ancak su içilmez
  • Eğlence yapılmaz (düğün vs.)
  • Cinsel ilişkiye girilmez
Eskilerden gördüğüm bir adete göre orucun açıldığı sofralar çok mütevazı olmalıdır. Her evde yenilebilecek, zenginlik içermeyen besinler tüketilmelidir. Oruç açılacak diye özel bir yemek yapılmamalıdır. Bunu herkes yapamaz örneğin; anneannemin annesi orucunu her seferinde bir kase yoğurdun içine eliyle ekmek dilimleyerek açarmış.

“Ali çoktur, Şah-ı Merdan bulunmaz”

Bu süreçte bıçak kullanılmaz. Örneğin domates doğramak için dahi bıçak kullanılmaz. Normalde de Alevilerde ağaç kesmek yasaktır; ancak bu dönemde ağaç kesilmemesi özellikle vurgulanır. Tüm bu ritüellerden özetle, zalimliği görmüş ve her dönem mazlum olmuş bir topluluk olan Aleviler temel düsturlarını yerine getirerek canlı, cansız hiçbir şeye zarar vermezler ve zarar göreni de saygıyla anarlar.

“Tüm iyiler Bizdendir”

Yrd. Doç. Dr. Ayfer Karakaya, Muharrem Orucu – Oniki İmam Yası hakkında kişisel Facebook hesabında şu bilgilendirmeyi yaptı:

“Alevilerin Muharrem ayında tuttuğu matem orucu yarın başlıyor. Bu vesileyle iki hususu paylaşmak isterim: 1) Şiilerde Muharrem orucu da aşure pişirme geleneği de yoktur, bidat sayarlar; 2) Aleviler, Kerbela vakasını basit bir halifelik mücadelesi olarak okumazlar, Imam Hüseyin’in toplumun kötülüklerine ayna tutmak için bilerek kendisini ve ailesini feda ettiğine inanırlar. Yani bizler için Imam Hüseyin, tarih boyunca hep olmuş ve olmaya da devam edecek, karanlığa bir tutam ışık olmak için her türlü eziyeti göze alarak mücadele edenlerin bir prototipi ve sembolüdür. Bu düzlemde düşünüldüğünde adı ne olursa olsun, tüm iyiler bizdendir ve candır. Cümle canlara muhabbetle.”

imam-huseyin-ve-celal-abbas

Sessiz Sedasız Bir Yas
Her sene Oniki İmamlar – Muharrem Orucu tutulan dönemde dikkat ettiğim şey şu; sessizlik. Bir cenaze evi nasıl kalabalık; ama bir o kadar da sessiz olursa Oniki İmamlar – Muharrem Orucu da öyle kalabalık ve bir o kadar da sessiz geçiyor. Gösterişsiz, âdâplı… Şimdiye kadar kimse kimseyi “Biz yas zamanındayız siz eğlence yapıyorsunuz” diye dövmedi ve kimse bu dönemde oruç tutmadığı için dışlanmadı. Olması gerektiği gibi.

“Dilleri Ali söyler, gözleri Muaviye bakar”

Bu sene de eminim Alevi Sunni fark etmez, bunca zalimliği yapan, yapana ortak olan ve yapılanlara sessiz kalan insanlar kağıttan okudukları konuşmaları ile Kerbela’ya “ağlayacaklar”. Onlar Kerbela’yı hiç anlamamış olanlardır… Biz onlara: “Dilleri Hüseyin söyler, gözleri Yezit bakar!” deriz.

“Yaram Kerbela yarasıdır”

17+ Alevi Kadınlar Facebook sayfasında Kerbela’daki kadınların rolünü şöyle anlatmış:

“Kerbela Katliamı; Yezit’in emri ile katliamcı ordusunun Hüseyin’in altı aylık oğluna su vermeyip, o bebeği okla öldürmesidir. Kerbela Katliamı; Yezit’in ordusu tarafından Hüseyin’in kafasının kesilip mızrağa takılarak, soyumuş çıplak bedeninin teşhir edilmesidir. Kerbela Katliamı; zulme karşı çadıra sığınan kadın ve çocukların Yezit ve ordusu tarafından günlerce aç-susuz işkenceye maruz kalmasıdır. Kerbela Katliamı; sağ kalan kadın ve çocukların deve sırtında Küfe’ye, oradan Şam’a götürülürken halka “ibret” olarak gösterilmesidir. Kerbela Katliamı; Hüseyin’in dört yaşındaki Sakine adlı kızının bu zulümlere dayanamayarak ölmesidir.

Hüseyin’in kardeşi Zeynep götürüldükleri her yerde halka Kerbela Katliamı’nı anlattır. O, Kerbela’nın şahididir. Zeynep, Şam’da tutukluyken ziyarete gelenlere de Kerbela katliamını anlatır. Yezit’in mahkemesinde yargılanırken de anlatır. Zeynep’in anlatımları sonunda halk katliamı duyar, Yezit karşıtları oluşur. Yezit bundan çekinir, tutsakları Medine’ye gönderir. Kerbela Katliamı oralarda da anlatılır. Bugün bu katliamı biliyorsak zulme karşı direnen Zeynep kadın sayesindedir.Kerbela Katliamı, kadın erkek tüm Aleviler için her zaman haklarını gasp eden Yezit’e karşı direnmek demektir. Direniş hem Kerbela’da onurla savaşmaktır hem sağ kalan kadınların Yezit’e baş eğmeyip Kerbela sonrasında da pes etmemesidir. Bizler Yezit’in zulümle korkutamadığı, susturamadığı Zeyneplerin devamıyız. Saygıyla.”
“Hüseyin’e ağlamayan henüz ağlamamıştır”

Bu sene bildirim ile 14 Ekim’de 2015’te, Ankara Katliamından 4 gün sonra Facebook’uma aşağıda yazdıklarımı gördüm. Hiçbir katliamı, hiçbir mazlumu ve hiçbir zalimi unutmamak dileğiyle:
Birçok inancın/ kültürün özel gününü yazmaya özen gösteriyorum; çünkü birbirimizi tanımalıyız, hassasiyetlerimize saygı göstermeliyiz ve bu sayede gönlümüzü yıkamalıyız. Ancak bu sefer zalimliğin geçmişini hatırlamak için yazdım. Dünkü masumlar için de bugün Ankara’da katledilen masumlar için de yastayız; onları unutmayacağız.

Fatma Ana Orucu Nedir & Nasıl Tutulur?

Fatma Ana Kimdir?
Fatma, Fatıma, Hz. Fatma, Fatma Ana…

Muhammed Peygamber ile Hatice‘nin kızı olan Fatma, Muhammed Peygamberin çocuklarından en çok tanınandır; zira aile soyunu Fatma devam ettirmiştir. Fatma, babasının kuzeni Ali ile evlenmiş ve bu evlilikten olan çocuklar, torunlar “Ehli Beyt” olarak anılmaktadır. Burada önemli nokta şu: Ali’nin Fatma’dan sonra yaptığı evliliklerinden olan çocukları “Ehli Beyt” olarak anılmaz. Anlaşılıyor ki Muhammed Peygamberin soyu Ali’den değil, Fatma’dan devam etmektedir. Fatma’yı önemli kılan bu özelliğinin yanında kişiliğidir.

Fatma Ana ile Muhammed Peygamberin arasında güçlü bir bağ olduğu anlatılır. Hattâ Ali Şeriati‘nin Kadın Kadındır – Fatıma Fatıma’dır adlı kitabını okuduğumda bu baba-kızın arasındaki ilişkiyi Şems ile Mevlana’ya benzetmiştim. Birbirlerine bağlılık, hissiyat birliği, konuşmadan anlaşma açısından elbette… Ve yine pek çok kitapta Fatma’nın mücadeleci ruhuna dair anlatıları da gördükten sonra gücüyle övünülen Ali’nin Fatma’nın yanında pasif kaldığını gördüm. Fatma, hakkı olan, Ali’nin hakkı olandan asla vazgeçmemiş, inanılmaz derecede gururlu  ve direngen bir kadındır. Öyle ki öldüğü zaman o “zalimler” cenazesine gelmesinler diye kendisini Ali’ye bir gece vakti herkesten habersiz gömdürtmüştür. Dolayısıyla mezarının yeri hâlâ bilinmemektedir.

Fatma Ana Orucu Nedir?
Fatma Ana Orucu, üç gün tutulan Mâsûm-u Pâklar Orucundan sonra, Oniki İmam Orucundan da önce bir gün tutulan yas orucudur. 2017 senesinde örneğin tarihler şöyledir:
17-18-19 Eylül Mâsûm-u Pâklar Orucu
20 Eylül Fatma Ana Orucu


Fatma Ana Orucu Nasıl Tutulur?
Mâsûm-u Pâklar Orucunda da Fatma Ana Orucunda da Oniki İmam Yasına sadık kalınır ve Oniki İmam-Muharrem Orucunda olduğu gibi davranılır. 00.00’dan sonra yemek yenilmez, sahur yoktur, diğer gün güneş batana kadar ise oruç açılmaz. Yiyeceklerde et olmaz, soğan-sarımsak olmaz. Bünyenin ihtiyacını karşılayacak kadar sıvı tüketilir (çay, ayran vs.) ancak su içilmez. Yas orucu dolayısıyla eğlence yapılmaz.
Fatma Ana yoldaşınız olsun.

Mâsûm-u Pâk’lar Orucu Neden ve Nasıl Tutulur?

Mâsûm-u Pâk’lar Orucu üç gün tutulur. Bu sene oruç (2017’de) 17-19 ve 30 Eylül’e tekâbül etti.

Kimdir Mâsûm-u Pâk’lar?
Muhammed Ekber: Fatma Ana ile Ali’nin 40 günlükken ölen oğullarıdır.
Abdullah: Hasan’ın yedi yaşında öldürülen oğludur.
Abdullah: Hüseyin’in iki yaşında Kerbela’da öldürülen oğludur.
Kasım: Hüseyin’in üç yaşında Kerbela’da öldürülen oğludur.
Ali Asgar: Hüseyin’in bir yaşında Kerbela’da öldürülen oğludur.
Kasım: Zeynel Abidin’in üç yaşında öldürülen oğludur.
Ali Eftan: Muhammed Bakır’ın altı yaşında öldürülen oğludur.
Abdullah: Cafer Sadık’ın üç yaşında öldürülen oğludur.
Yahya Hadi: Cafer Sadık’ın üç yaşında öldürülen oğludur.
Salih: Musa Kazım’ın dört yaşında öldürülen oğludur.
Tayyip: Musa Kazım’ın yedi yaşında öldürülen oğludur.
Cafer Tahir: Muhammed Taki’nin dört yaşında öldürülen oğludur.
Cafer: Ali Naki’nin bir yaşında öldürülen oğludur.
Kasım: Hasan Askeri’nin bir yaşında öldürülen oğludur.

NOT: Yukarıda Muhammed Peygamberin torunları, Fatma Ana’nın soyu olarak yazdığım bu çocukların anne adlarını bulamadığım için sadece On İki İmam olarak bilinen baba adlarını yazdım. Bu esnada aklıma öldürülen kız çocuğu var mıydı, varsa yazılmadı mı soruları aklıma geldi.


Neden Mâsûm-u Pâk’lar?
Yukarıda yaşlarıyla beraber yazdığım bu 14 Fatma Ana evladı, daha çocuk, hattâ bebek olmaları sebebiyle en masum, en temiz dönemlerinde öldürülmüşlerdir. Yanlış bilmiyorsam Mâsûm-û Pâk, “en masum” anlamına gelmektedir. Dolayısıyla masumiyetin sembolü bu 14 çocuk için Aleviler, Yas orucu Oniki İmam/ Muharrem’den önce üç gün yas orucu tutarlar, arada bir gün Fatma Ana Orucu vardır.

Mâsûm-u Pâk’lar Orucu Nasıl Tutulur?
Aynı Oniki İmam/ Muharrem Yas Orucunda olduğu gibi 00.00’dan sonra yemek yenilmez, sahur yoktur, diğer gün güneş batana kadar ise oruç açılmaz. Yiyeceklerde et olmaz, soğan-sarımsak olmaz. Bünyenin ihtiyacını karşılayacak kadar sıvı tüketilir (çay, ayran vs.) ancak su içilmez. Su Aleviler için Kerbela’da susuz kalanları anımsattığı için su içmeyerek o hissiyatı paylaşmaya çalışırlar. Yas orucu dolayısıyla eğlence yapılmaz.

14 Eylül 2017 Perşembe

Nevşehir Hacıbektaş’ta Gezilecek Yerler

hb1

Hacı Bektâş-ı Veli, 13. yüzyılda yaşamış, Anadolu’ya felsefesini yaymış ve bu felsefeyi aktardığı kişiler dolayısı ile Bektaşilik tarikatinin kurulmasına sebep olmuş evliyadır. Kendisi hakkında bilgileri ölümünden sonra yayınlanan “Vilâyetname” adlı eserden alabiliyoruz. Aynı eserden Hacı Bektaş-i Veli’nin Muhammed Peygamberin amcasının oğlu Ali ile kızı Fatma soyundan olan Musa Kazım nesline dayandığını öğreniyoruz.

Hacı Bektaş-i Veli, Vilâyetname’ye göre kerametlerini Kadıncık Ana/ Fatma Ana/ Kutlu Melek isimli bir kadına aktarır ve böylece öğretisi doğrultusunda Bektaşilik tarikati kurulur. Kadın-erkek eşitliği bakımından Hacı Bektaş Veli ile Kadıncık Ana’nın rolü o gün de bu gün de oldukça önemlidir. Dini ve sosyal yaşamda kadının var olduğunu Hacı Bektaş Veli’nin şu dizelerinde görüyoruz:

“Erkek dişi sorulmaz muhabbetin dilinde
Hakk’ın yarattığı her şey yerli yerinde
Bizim nazarımızda kadın erkek farkı yok
Noksanlık eksiklik senin görüşlerinde”

Yine kadın-erkek eşitliğin, referans alabildiğimiz başka bir hadise işe şöyledir; bir gün Kadıncık Ana’nın kendisinin eşi olup olmadığının sorulması üzerine Hacı Bektaş Veli “Eşim değil, eşitimdir.” demiştir.

Alevi-Bektaşi öğretisinin temelini oluşturan cümlesi olan “İncinsen de incitme.” Hünkâr diyarına yazılmıştır:

hb3

Kısaca değindiğim hayatı ile Hacı Bektaş-ı Veli’nin hem inanç anlamında hem de eşitlik anlamında ne kadar önemli olduğunu vurgulamak istedim. Bu yüzden gidilmesini tavsiye ettiğim diyarına göz atalım.

Hünkâr Diyarı
Hünkâr Hacı Bektâş-ı Veli’nin diyarına iki kere gitmiş biri olarak kendimce gezilecek yerleri derledim:

  1. Hacı Bektaş-ı Veli Dergahı
  2. Kadıncık Ana Evi
  3. Hacıbektaş Arkeoloji ve Etnografya Müzesi
  4. Hacıbektaş İlçe Halk Kütüphanesi
  5. Bektaş Efendi Türbesi
  6. Atatürk Evi
  7. Hırka Dağı
  8. Akpınar
  9. Çilehane
  10. Beştaşlar
  11. Didar Ana
  12. Güzide Ana
Mekânlarla ilgili ayrıntılı bilgi almak için üzerine tıklayınız.

hb2


7 Eylül 2017 Perşembe

Deyrulzafarân Manastırı - Mardin’de Gezilecek Yerler

Deyrulzafarân Manastırı, 2013Deyrulzafarân Manastırı, 2013

Süryanice karşılığı Dairo d-Mor Hannanyo olan Derulzafarân Manastırı başlı başına Mardin’e gitme nedeni. Bir diğer neden ise Mor Gabriel Manastırı elbette!

Manastırda eski yaşayışa göre din insanlarının halk ile temaslarının olmaması, kendilerini sadece ibadete/ inanca vermeleri gerekiyordu. Günümüzde ise Derulzafarân ve Mor Gabriel Manastırındaki din insanları buraların turistik olması nedeniyle halk ile temas halindeler. Mardin’e gelen ziyaretçiler hem manastırı görmek istiyor hem de buradaki din insanlarını tanıyıp sohbet etme istiyorlar.

Darulzafarân Manastırı, 2013Darulzafarân Manastırı, 2013

Süryaniler/ Ortodokslar için en önemli inanç merkezlerinden biri olan manastırın içerisinde başlıca tıp okulu, Kubbeli Kilise/ Mor Hannanyo Kilisesi, Güneş Tapınağı, Azizler Evi, Meryem Ana Kilisesi bulunuyor. Ayrıca Süryani patriklerinin mezarlarını gezerken, manastır çalışanlarının bu mezarlarla ilgili anlattıkları pek etkileyicidir.

Güneş’e tapan insanlardan Tanrı’ya inanan insanlara kadar köklü bir inanç merkezi olan manastır, 640 yıl boyunca Ortodoks Süryanilerin Patriklik merkezi olarak kullanılmış. Tarihi, geçmişi her yerinden gözüken bu güzide manastırı görmeden bu topraklarda yaşamak gerçekten anlamsız olacaktır.

Manastırla ilgili ayrıntılı bilgi için tıklayın